Pazar, Ekim 13, 2005 ·

Aşk mektupları

Senin Denizine Çeker Attığım her Kulaç Beni
 
 

(Aranağme)

Firakına kilitlendim, ne hasta bil ne aç beni;
En ehil çilingir sensin, açacaksan sen aç beni!

Aşkım ve cezam müebbed, firar gibi umarım yok;
Köküm-dalım, damarım yok, cılız koydu kıraç beni!

Sabırdan has tiryak bilmem yüreğimin sızısına
Ne tabip anlar derdimden, ne sağaltır ilaç beni!

İptal edilmişse ilâm bir ılgımdır darüsselâm
Pamuk atar gibi atar tezgâhında hallaç beni!

Meskenim kuytu koyaklar, korkuyla basar ayaklar
Sapa düştüm amacıma götürmüyor araç beni!

Kemendin geçmiş boynuma, menzilim avlağın olmuş,
Sen say ki türü azalan bir garibân turaç beni!

Kaşındıkça kanar yaram, üşüdükçe kalmaz çârem,
Koşum yapar, eyer yapar bir delişmen saraç beni!

Mayamda yok korkup kaçmak, muradım seninle uçmak
Derneğinden-desteğinden sakın etme ihraç beni!

Ey sevgili, ey sevgili, ey sevgili, ey tek sebep;
Senin denizine çeker attığım her kulaç beni! ...

Bahaettin KARAKOÇ (Sürgün Vezirin Aşk Neşideleri – Ankara / 2004)
 
Senden Sonra Başlıyor Uçurumlar
 
 
Sen gittin; olanlar oldu, sevdiceğim,
Sen gittin; (sen giderken hava açıktı.)
Sen gittin; sadece kokun kaldı çiçeğim,
Sen gittin; aniden firtına çıktı,
Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

Sen gittin; aynalar pörsüdü, tozlandı,
Sen gittin; nevrimiz birdenbire değişiverdi.
Sen gittin; hüznümüz alazlandı,
Sen, gittin; içimize bir acı düşüverdi.
Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

Sen gittin; çeşmemizin suyu kurudu,
Sen gittin boz-dumanlar çöktü dağlarımıza.
Sen gittin; etrafı örümcekler bürüdü,
Sen gittin; erken gazel düştü bağlarımıza,
Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

Sen gittin; bu şehrin eski tadı kalmadı,
Sen gittin; öldürücü kılıcını çekti yaz.
Sen gittin; çığrıştık avaz avaz
Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

Sen gittin; dil bîzar, gönül vîran,
Sen gittin ağıtlar koşuldu türkülere.
Sen gittin; ne servet kaldı ne saman:
Sen gittin; bakınıp dururum gittiğin yere,
Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

Sen gittin; olanlar oldu, sevdiceğim;
Sen gittin içimiz dert doldu, sevdiceğim.
Sen gittin; güneşimiz soldu, sevdiceğim;
Sen gittin; neşvemiz kayboldu, sevdiceğim,
Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

Bahaettin KARAKOÇ (Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman / Ay Işığında Serenatlar – Sıla Kitapları – İstanbul / 2001)
 
Zamanım Yok
 
 
Sürdüm, ektim, yetirdim; ürün tarlada kaldı,
Elimde bir avuççuk çöpüm yok, samanım yok.

Fırtınalı bir ömrün kıyısına yaklaştım,
Firardaki huzuru, bulmaya gümanım yok.

Umutsuzluk mu, asla; umudum dağlar ardı,
Uçurumlar yuvamdır, kimseye amanım yok.

Nerde uçarı pembe, filiz yeşili, mavi?
Tüm renkler grileşti, seçmeye dermanım yok.

Dünya bir süslü otağ, göç zamanıysa selek;
Neyliyeyim otağı, içinde mihmanım yok.

Bir fasıl geç diyorlar, benimse sesim kırık,
Ney'im yok-kavalım yok, tar'ım yok, kemanım yok.

Aşk akkora cevirdi, yaktığı yüreğimi,
Pişmekten esrik düştüm, külüm ve dumanım yok.

Sevgilim, bütün varım adına ipotekli,
KARAKOÇ der, gaflette geçecek zamanım yok! ...

Bahaettin KARAKOÇ (Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman / Ay Işığında Serenatlar – Sıla Kitapları – İstanbul / 2001)
 
Yürek Yordamıyla Aradığımız
 
 
En vefalı gönüllerde en nazlı güzeller
En süslü sandıklarda çeyizler örselendi
«Anneler günü”, «Dünya Çocuk Yılı» diye
Günler, haftalar ve yıllar kurtlarca parsellendi
Söyler misiniz bize ey pergelli çokbilmişler,
Gün görmeden giden canlar nerede?

Analar panik içinde, çocuklar zayıf ve tutsak
Şahin avını gökte avlar, yerde parçalar
Tohumu besleyemiyor artık bu yorgun toprak
Ve güldürürken ağlatıyor bütün palyaçolar
Söyler misiniz bize ey ekilmeden gövermişler,
Toprağı doyuran kanlar nerede?

En saf mermerin yüreğinde mavi bir (ben) dir hasret
Seğirir ışığın temposuna seher kuşları öterken
Cezrin bile yüksekliğine erişemiyor artık med
Bir beton mezarlıktır bütün kentler gün batarken
Söyler misiniz bize ey yel esmeden yerlere eğilmişler,
Yapılan bunca talanlar nerede?

Ayrık ayrık gözlerle baksanız da göremezsiniz
Gönül gözünüze mil çekilmişse ya da doğuştan kapanıksa
Yaz boyunca saz çalsanız da kozanıza öremezsiniz
Kaderinizde Hakk'ın rahmeti yoksa
Söyler misiniz bize ey kıraç topraklara düzensiz ekilmişler,
Leylekler nerede, yılanlar nerede?

Evler neden meyhane, mabetler niçin boş
Sızım sızım sızlayan telefon telleri değil ata kemikleri
Her meyveden şarap yaptık ve herkes sarhoş
Sevgiyi dumanlarla boğduk, kucakladık kemlikleri
Söyler misiniz bize ey sahneden çekilmişler,
Sevgiyi ışık yapıp çoğaltan insanlar nerede?

Bir el arıyoruz, kopan liflerimizi bağlayacak bir el
Saatleri yeniden iyi günlere ayarlasın
Helâl tatlılarla beslensin her soylu güzel
Şanımız ötelere doğru parıldasın
Söyler misiniz bize ey sürekli sorulara takılmışlar,
Tabanlar nerede, tavanlar nerede?

Hep yokuşlara mı tırmanacağız düzü görmeden
Hep buzullarda mı taşıyacağız baharı yazı görmeden?
Uzak dillidirler, çorak dillidirler çilesiz spikerler
Karınlarına basılınca öten oyuncak kuşlar gibidirler
Söyler misiniz bize ey göklere yıldızca çakılmışlar,
İhlasla dolan kovanlar nerede?

Bahaettin KARAKOÇ (Kar Sesi – Ankara / 1983)
 
Aşk Mektubu XX
 
 
Dön
Arkanı dönme yüzünü dön bana
Aştan, ekmekten, sudan ziyade
Muhtacım sana
Beni bu dünyaya
Niçin saldığının farkındayım.

Önce
Bezm-i elest'te yüzleştin ruhumla
Sonrası mühürlü bir damla
Toprak, su, ritim ve nur
Baştan sona evrensel bir mâcera
Hâlime güldüğünün farkındayım.

İrinli
Bir çıban gibi sürdürürken varlığımı
İçimde senin aşk tohumun yeşerdi
Çimdikleyip deştin çıbanımı
Anladım noksan yanımı
Yüreğimin sağaldığının farkındayım.

Yakam
Her zaman senin elinde
Çimdikle, çimdikle, daha çimdikle
Sana mezmurlarımı okuyayım içtenlikle
Bırakma yakamı ey sevgili
Karanlık sislerin, bulutların
Dağıldığının farkındayım.

Temiz
Tertemiz bir kaynaktan içiyorum şimdi
Has güzelliklere adadım gözlerimi
Gönlüm helâl çiçeklerden balözü toplar
Kanatlarım olmuş sevgi
Kefenim sırtımdaymış.
Yanımda taşıyormuşum tabutumu
Kırmışım nefs denen putumu
Bu bir kusur mu
Ölümün peşimden geldiğinin farkındayım.

Olsun
Takdirî ilâhî neyse o olsun
Alıştık ateşe, yağmura, kara
Büyük depremlere, acılara
Düşlerin parça parça
Öldüğünün farkındayım.

Ey sevgili
Gücümle orantılı olmayan yükü
Yüklersen omuzlarıma, taşıyamam
Kalbi dirilten aşkı ise
Hiç eksik etme benden
Hürriyetsiz yaşarım da
Aşksız yaşıyamam
Aklımdan geçenleri teşhirden çok korkarım
Kendim için saklanm
Ama senin ey sevgili,
Her şeyi bildiğinin farkındayım.

Bahaettin KARAKOÇ – (Aşk Mektupları- Dolunay Yay. 1999 – Ankara)
 

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

Sitenizesayac.com