(Aranağme)
Firakına kilitlendim, ne hasta bil ne aç beni; En ehil çilingir sensin, açacaksan sen aç beni!
Aşkım ve cezam müebbed, firar gibi umarım yok; Köküm-dalım, damarım yok, cılız koydu kıraç beni!
Sabırdan has tiryak bilmem yüreğimin sızısına Ne tabip anlar derdimden, ne sağaltır ilaç beni!
İptal edilmişse ilâm bir ılgımdır darüsselâm Pamuk atar gibi atar tezgâhında hallaç beni!
Meskenim kuytu koyaklar, korkuyla basar ayaklar Sapa düştüm amacıma götürmüyor araç beni!
Kemendin geçmiş boynuma, menzilim avlağın olmuş, Sen say ki türü azalan bir garibân turaç beni!
Kaşındıkça kanar yaram, üşüdükçe kalmaz çârem, Koşum yapar, eyer yapar bir delişmen saraç beni!
Mayamda yok korkup kaçmak, muradım seninle uçmak Derneğinden-desteğinden sakın etme ihraç beni!
Ey sevgili, ey sevgili, ey sevgili, ey tek sebep; Senin denizine çeker attığım her kulaç beni! ...
Bahaettin KARAKOÇ (Sürgün Vezirin Aşk Neşideleri – Ankara / 2004) |
| | |
Senden Sonra Başlıyor Uçurumlar |
|
Sen gittin; olanlar oldu, sevdiceğim, Sen gittin; (sen giderken hava açıktı.) Sen gittin; sadece kokun kaldı çiçeğim, Sen gittin; aniden firtına çıktı, Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.
Sen gittin; aynalar pörsüdü, tozlandı, Sen gittin; nevrimiz birdenbire değişiverdi. Sen gittin; hüznümüz alazlandı, Sen, gittin; içimize bir acı düşüverdi. Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.
Sen gittin; çeşmemizin suyu kurudu, Sen gittin boz-dumanlar çöktü dağlarımıza. Sen gittin; etrafı örümcekler bürüdü, Sen gittin; erken gazel düştü bağlarımıza, Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.
Sen gittin; bu şehrin eski tadı kalmadı, Sen gittin; öldürücü kılıcını çekti yaz. Sen gittin; çığrıştık avaz avaz Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.
Sen gittin; dil bîzar, gönül vîran, Sen gittin ağıtlar koşuldu türkülere. Sen gittin; ne servet kaldı ne saman: Sen gittin; bakınıp dururum gittiğin yere, Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.
Sen gittin; olanlar oldu, sevdiceğim; Sen gittin içimiz dert doldu, sevdiceğim. Sen gittin; güneşimiz soldu, sevdiceğim; Sen gittin; neşvemiz kayboldu, sevdiceğim, Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.
Bahaettin KARAKOÇ (Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman / Ay Işığında Serenatlar – Sıla Kitapları – İstanbul / 2001) |
| | |
Sürdüm, ektim, yetirdim; ürün tarlada kaldı, Elimde bir avuççuk çöpüm yok, samanım yok.
Fırtınalı bir ömrün kıyısına yaklaştım, Firardaki huzuru, bulmaya gümanım yok.
Umutsuzluk mu, asla; umudum dağlar ardı, Uçurumlar yuvamdır, kimseye amanım yok.
Nerde uçarı pembe, filiz yeşili, mavi? Tüm renkler grileşti, seçmeye dermanım yok.
Dünya bir süslü otağ, göç zamanıysa selek; Neyliyeyim otağı, içinde mihmanım yok.
Bir fasıl geç diyorlar, benimse sesim kırık, Ney'im yok-kavalım yok, tar'ım yok, kemanım yok.
Aşk akkora cevirdi, yaktığı yüreğimi, Pişmekten esrik düştüm, külüm ve dumanım yok.
Sevgilim, bütün varım adına ipotekli, KARAKOÇ der, gaflette geçecek zamanım yok! ...
Bahaettin KARAKOÇ (Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman / Ay Işığında Serenatlar – Sıla Kitapları – İstanbul / 2001) |
| | |
Yürek Yordamıyla Aradığımız |
|
En vefalı gönüllerde en nazlı güzeller En süslü sandıklarda çeyizler örselendi «Anneler günü”, «Dünya Çocuk Yılı» diye Günler, haftalar ve yıllar kurtlarca parsellendi Söyler misiniz bize ey pergelli çokbilmişler, Gün görmeden giden canlar nerede?
Analar panik içinde, çocuklar zayıf ve tutsak Şahin avını gökte avlar, yerde parçalar Tohumu besleyemiyor artık bu yorgun toprak Ve güldürürken ağlatıyor bütün palyaçolar Söyler misiniz bize ey ekilmeden gövermişler, Toprağı doyuran kanlar nerede?
En saf mermerin yüreğinde mavi bir (ben) dir hasret Seğirir ışığın temposuna seher kuşları öterken Cezrin bile yüksekliğine erişemiyor artık med Bir beton mezarlıktır bütün kentler gün batarken Söyler misiniz bize ey yel esmeden yerlere eğilmişler, Yapılan bunca talanlar nerede?
Ayrık ayrık gözlerle baksanız da göremezsiniz Gönül gözünüze mil çekilmişse ya da doğuştan kapanıksa Yaz boyunca saz çalsanız da kozanıza öremezsiniz Kaderinizde Hakk'ın rahmeti yoksa Söyler misiniz bize ey kıraç topraklara düzensiz ekilmişler, Leylekler nerede, yılanlar nerede?
Evler neden meyhane, mabetler niçin boş Sızım sızım sızlayan telefon telleri değil ata kemikleri Her meyveden şarap yaptık ve herkes sarhoş Sevgiyi dumanlarla boğduk, kucakladık kemlikleri Söyler misiniz bize ey sahneden çekilmişler, Sevgiyi ışık yapıp çoğaltan insanlar nerede?
Bir el arıyoruz, kopan liflerimizi bağlayacak bir el Saatleri yeniden iyi günlere ayarlasın Helâl tatlılarla beslensin her soylu güzel Şanımız ötelere doğru parıldasın Söyler misiniz bize ey sürekli sorulara takılmışlar, Tabanlar nerede, tavanlar nerede?
Hep yokuşlara mı tırmanacağız düzü görmeden Hep buzullarda mı taşıyacağız baharı yazı görmeden? Uzak dillidirler, çorak dillidirler çilesiz spikerler Karınlarına basılınca öten oyuncak kuşlar gibidirler Söyler misiniz bize ey göklere yıldızca çakılmışlar, İhlasla dolan kovanlar nerede?
Bahaettin KARAKOÇ (Kar Sesi – Ankara / 1983) |
| | |
Dön Arkanı dönme yüzünü dön bana Aştan, ekmekten, sudan ziyade Muhtacım sana Beni bu dünyaya Niçin saldığının farkındayım.
Önce Bezm-i elest'te yüzleştin ruhumla Sonrası mühürlü bir damla Toprak, su, ritim ve nur Baştan sona evrensel bir mâcera Hâlime güldüğünün farkındayım.
İrinli Bir çıban gibi sürdürürken varlığımı İçimde senin aşk tohumun yeşerdi Çimdikleyip deştin çıbanımı Anladım noksan yanımı Yüreğimin sağaldığının farkındayım.
Yakam Her zaman senin elinde Çimdikle, çimdikle, daha çimdikle Sana mezmurlarımı okuyayım içtenlikle Bırakma yakamı ey sevgili Karanlık sislerin, bulutların Dağıldığının farkındayım.
Temiz Tertemiz bir kaynaktan içiyorum şimdi Has güzelliklere adadım gözlerimi Gönlüm helâl çiçeklerden balözü toplar Kanatlarım olmuş sevgi Kefenim sırtımdaymış. Yanımda taşıyormuşum tabutumu Kırmışım nefs denen putumu Bu bir kusur mu Ölümün peşimden geldiğinin farkındayım.
Olsun Takdirî ilâhî neyse o olsun Alıştık ateşe, yağmura, kara Büyük depremlere, acılara Düşlerin parça parça Öldüğünün farkındayım.
Ey sevgili Gücümle orantılı olmayan yükü Yüklersen omuzlarıma, taşıyamam Kalbi dirilten aşkı ise Hiç eksik etme benden Hürriyetsiz yaşarım da Aşksız yaşıyamam Aklımdan geçenleri teşhirden çok korkarım Kendim için saklanm Ama senin ey sevgili, Her şeyi bildiğinin farkındayım.
Bahaettin KARAKOÇ – (Aşk Mektupları- Dolunay Yay. 1999 – Ankara) |
| | | | | | | |